Designed by:
SiteGround web hosting Joomla Templates
Anne-baba tutumunun çocuk davranışı üzerindeki etkisi

ÇOCUK YETİŞTİRME, anne karnında başlar, bebekken şekillenir... Sosyal uyum üzerine yapılan çalışmalar göstermiştir ki ailenin, çocuk üzerindeki ilk etkileri son derece önemlidir. Çocuğun anne-babadan aldığı iki şey vardır:

1-SEVGİ: Kabullenme, koruma, kollama ve sevecenlik gibi bütün Olumlu Duyguları içerir.

2-EĞİTİM: Öğretilen her şeyi, verilen bilgileri, becerileri, yasakları, kuralları, inançları, değer yargılarını, görgü kurallarını ve insanın sosyalleşmesi için gerekli olan tüm toplumsal değerleri kapsar.

Kişilik gelişimi ve yapılanmasında temel, çocukluk döneminde atılmakta olup Aileler çocuklarına karşı geliştirmiş oldukları tutum ile ona şekil vermektedir.  Anne-Baba tutumu; ailenin çocuğuna verdiği SEVGİ ve EĞİTİM ’in aşırı ya da yetersiz oluşuna göre KORUYUCU, İLGİSİZ, REDDEDİCİ, OTORİTER, GEVŞEK, MÜKEMMELLİYETÇİ, DENGESİZ şeklinde tanımlanmaktadır.

AİLE TUTUMLARI;

KORUYUCU ANNE-BABA TUTUMU

Aşırı sevgi tutumunda yani KORUYUCU ANNE-BABA TUTUMU’ nda aile çocuğu sevgiye boğucu, onu çok koruyucu ve aşırı kollayıcıdır. Koruyucu Tutum daha çok anne-çocuk arasında gözlenir. Geç kavuşulan, aşırı istenilen, tek çocuk, tek erkek/tek kız çocuklar genellikle bu abartılmış sevginin odak noktası olurlar. Bu tip aileler çocuklarının üzerine titrerler. Ağlamasın, üşümesin, terlemesin, hasta olmasın, yorulup incinmesin, mikrop kapmasın diye aile üyeleri ellerinden gelen tüm gayreti gösterir. Çocuk adeta bir cam fanus içinde büyütülür. Bu ailede çocuk, büyüdüğü halde anne çocuğuyla yatmak ister. Sebep olarak da geceleyin çocuk korkulu rüya görür de korkarsa ben onun sesini duyamam, yanında olamam diye söyler. Anne bu tür davranışıyla çocuğuna olan derin sevgisini dile getirdiğini ve çocuğuna yardım ettiğini düşünmektedir. Gerçekte çocuğunu kendine aşırı bağımlı yaparak kendisini değerli ve eşi bulunmaz hissetmektedir. Çünkü çocuk en ufak davranışta bile annesinin fikrini almaktadır. Burada her türlü kararı çocuk yerine aile alır. Bu tutum içindeki anne babalar ergenlik çağında bulunan çocuklarına bile kendileri banyo yaptırmak ister, hatta çocuğun veya gencin kıyafetini kendi seçer. Aşırı koruyucu anne, çocuğunun büyüdüğünü ve olgunlaşabildiğini asla kabul etmek istemez. Çocuğuna derin duygusal bağla bağlanır, çocuğu için sebepsiz yere aşırı kaygı içindedir ki bu kaygı da onları çocuklarını aşırı korumaya yönlendirir.

KORUYUCU TUTUMLA YETİŞEN ÇOCUKLAR;

*Her sorun anne-baba tarafından çözülmüş, çocuk bunları yaşama ve öğrenme fırsatı bulamamıştır.

*Çocuk kendini ve hayatı tanıyamaz.

*Neyi yapıp neyi yapamadığını bilemez.

*Aşırı bağımlı, pasif, beceriksiz ve özgüvensizdir.

Sevgi yetersizliğin en aşırı ucu, çocuğu terk etmek veya kabullenmemektir. Yetersiz sevginin, aşırı sevgiye göre sonuçları daha ağır olmaktadır. Sevgi yetersizliği veya yokluğu, REDDEDİCİ veya İLGİSİZ ANNE BABA TUTUMU’ nu oluşturmaktadır.

REDDEDİCİ ANNE-BABA TUTUMU

Burada, çocuğa karşı adeta düşmanmış gibi davranılır, çocuğun başaramadıkları üzerinde durulur ve çocuk yoğun eleştiriler alır. Bazen sadece anne bazen de sadece baba çocuğa karşı reddedici tutumlar sergiler. Anne baba çocuğuna karşı sevgisini asla göstermemekte, çocuğunu anlamamakta ve onu kurallarla, soğuk davranışlarla ve emirlerle yönetmeye çalışmaktadır.

REDDEDİCİ TUTUMLA YETİŞEN ÇOCUK

*Kaygılı ve güvensizdir                               

*Tutarsız bir kişiliktedir               

*Suç işlemeye meyillidir

*Saldırgan ve İsyankar olabilirler            

*İnsanlarla iyi ilişki kuramazlar ve arkadaş bulmakta zorlanırlar

*İnsanların haklarına saygı göstermezler

İLGİSİZ ANNE BABA TUTUMU

Burada ise; çocuğun varlığı ile yokluğu belli değildir. Çocuk anne babayı rahatsız etmediği sürece çocukla ilgili problem yoktur, çocuk anne babayı rahatsız ederse o zaman çocuk ile ilgili gündem oluşur ki bu gündem daha çok şikayetlerle doludur. Burada anne-baba-çocuk arasında iletişim kopukluğu vardır.

İLGİSİZ TUTUMLA YETİŞEN ÇOCUK

*Öz güven sorunu yaşar                                                    

*Dikkat çekmek için etrafına zarar verebilir

*İnsanlarla İlişki kuramaması sonucu Sosyal gelişmesinde gecikme ve saldırganlık sergileyebilir.

*Hayattan ve kendisinden beklentisi olmaz

OTORİTER TUTUM

Sıkı eğitim, çocuğa olur olmaz yasaklar koyma ve yaşanmaz kurallar ile çocuğu yetiştirmedir. Sıkı eğitim ve disiplin uygulayan yani OTORİTER TUTUM gösteren anne-babalar çocuğu kendi tasarladığı bir kalıba göre yetiştirmek amacını güderler. Çocuğun hata ve yanlış yapma hakkı yoktur.  Çocuk sıkı bir denetim altında tutularak en küçük yanılgı ve hataları gözden kaçmamakta, bunların üzerinde önemle durulmakta ve düzeltilmesi istenmektedir. Çocuktan kurallara sorgulamadan uyması beklenir. Böyle aileler fiziksel cezayı ön planda kullanmakta ve çocuklara kendilerini yönetme fırsatı vermemektedir. Yaptırım gücü anne babadadır. Anne baba isteklerinden ödün vermez çünkü onlar hep haklıdır. Çocuğunu anlama onun seviyesine inme çabasını göstermezler.

OTORİTER TUTUMLA YETİŞEN ÇOCUK

*Stresli ve tedirgin

*Özgüveni hemen hemen yok gibidir

*Sürekli eleştirildiği için aşağılık duygusu geliştirebilir

*Kibar, sessiz, uslu, dürüst olmasına rağmen küskün, çekingen, kolay etkilenebilen, huysuz ve aşırı hassas bir yapıya sahip olabilmektedir.

*Boyun eğici ya da tam tersi isyankar da olabilir

AŞIRI SEVGİ VE SIKI EĞİTİM:

 Burada sevgi, aynı birinci tutumda olduğu gibi aşırı verici ve koruyucu bir davranışla sunulmaktadır. Ancak çocuğa bir bebek gibi bakıldığı halde, kendisinden beklenenler çoktur. Hiçbir şey esirgenmez; özel dersler aldırılır, çeşitli olanaklar sağlanır. Buna karşılık çocuktan ileri düzeyde başarı beklenir. Bu tutumla yetiştirilen çocukların nevrotik olma olasılıkları çok yüksektir. Bu beklenti, sevgi ile beraber sunulduğundan çoğunlukla çocuklar tarafından kolay benimsenir ve benliğe sindirilir. Bazen çocuk bu özellikleri çok sindirmiştir ve kendisini aşırı derecede kontrol eder; böylece acımasız bir üst benliğe sahip erişkin olarak yetişir.   

GEVŞEK EĞİTİM:

"Hoş gör, boş ver" anlayışı egemendir. : Bu tutumu gösteren ailelerde sevgi, çocuğa şımartılacak derecede çok verilir ve disiplin yok denecek kadar azdır. Çocuktan çok az şey beklenir Bu anlayışta "Her şeyi hoş gör; çocuktur her şeyi yapar; çocuk özgür olmalıdır; onun her dediğini yapın; ona sevgi verin yeterlidir" şeklinde yüzeysel ve asılsız öğretiler vardır. Bu tutumda çocuğun olumsuz davranışları aşırı hoşgörü ile karşılanır. Aile doğruyu ve yanlışı çocuğunun yaparak yaşayarak öğrenmesini ister. Aile içinde çocuğun hakları sınırsızdır. Kurallara uyması beklenmez. Anne baba çocuğunun yanlış davranışını görmekte ama “İYİ EĞİTİM BASKICI DEĞİL, ÖZGÜR OLMALIDIR” düşüncesinden dolayı çocuğa sınırsız özgürlük tanınmaktadır.Bu tutumda anne babanın görevi çocuklarına hizmet etmek onları mutlu etmektir.Çocukları mutlu olsun diye isteklerine kayıtsız şartsız uyarlar. Böyle anne baba hoşgörülü tutumlarından kolay kolay ayrılmak istemezler. Çünkü çocuğa dilediğini vermenin ona karşı koymaktan daha kolay olduğu düşüncesine sahiptirler.

GEVŞEK TUTUMLA YETİŞTİRİLEN ÇOCUKLAR

*Bencil, sabırsız ve anlayışsız

*Şımarık,      

*Her isteğinin yapılmasını ister 

*Devamlı birilerinden hizmet bekler

*Toplumun kurallarını öğrenmede güçlük çekerler. Vurucu, kırıcı ve saldırgan davranışlar sergiler.

*Bu tarz yetiştirilen çocuklar genellikle erişkinlik yaşamlarında sorumluluk taşımayan, hep alıcı bireyler olarak karşımıza çıkar.

YETERSİZ SEVGİ VE AŞIRI DİSİPLİN:

 Sıkı eğitim vardır ve disiplin genellikle aşırı cezalarla uygulanır; en küçük şeyde cezalandırma (dayak, şiddet) yoluna gidilir. Çocuk çoğunlukla aşağılanır ve horlanır. Böyle yetiştirilen çocuklarda saldırgan ve anti sosyal davranışlara eğilim artar. Bu tür ailelerde büyüyen çocuklar, karşı çıkma ve saldırganlık gibi yollarla kendilerini kabul ettirmek isterler ve kendi iç dünyalarını açıklamakta zorlanırlar.

GEVŞEK EĞİTİM VE YETERSİZ SEVGİ:

Bu durum yoksul ve kalabalık ailelerde gözlenir. Çocuğa düşen sevgi ve ilgi payı azdır. Çocuğun eğitimi de yetersizdir.

Böyle çocuklar "saldım çayıra, mevlam kayıra" anlayışı ile yetişir. Çocuk, kendi yolunu bulmaya çalışır. Çocuk yeterli sevgi ve bakım görmez. Böyle çocuklar pasif ve donukturlar.

Bu tutumda da disiplinsizlik söz konusudur, ancak disiplinsizliğin buradaki nedeni sorumsuzluk ve ilgisizliktir. Hazır olmadığı çağlarda bağımsızlığa zorlanır; bir an önce kendi kendisine yetmesi ve kendisine bakması beklenir.

DENGESİZ ve KARARSIZ ANNE-BABA TUTUMU:

 Anne babalar aynı davranışı kimi zaman normal karşılarken kimi zaman da cezalandırabilirler. Bu durum daha ziyade anne ya da babanın o anki psikolojik durumu ile ilintilidir. Bu durumda da çocuk neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlayamamaktadır.

Tutarsız anne baba tutumlarından bir diğer tutum ise; anne için doğru olan bir şeyin baba için yanlış olması veya bunun tam tersi durumun oluşmasıdır. Tutarsız tutum gösteren ailelerde, eşler çocuğun yanında birbirlerini eleştirmekte de sakınca görmezler.

Bazı ailelerde ise Anne-babaların tutumu aşırı hoşgörü ile katı cezalandırmalar arasında gidip gelmektedir. Böyle bir ortamda büyüyen çocuk hangi davranışın ne zaman ve nerede yapılacağını ayırt edemez. Tutarsızlık, bir günün bir güne uymaması biçiminde olabileceği gibi anne-babanın birbirine çok aykırı ceza ve eğitim anlayışlarının olmasından da kaynaklanabilir. Bu tutum sonucunda çocuklarda iç çatışmalar ve huzursuzluklar gelişir, ardından dengesiz ve tutarsız bir yapının oluştuğu gözlenir.

Bazen anne babalar çocuğun verdiği tepkilere nasıl davranması gerektiği konusunda kararsız kalabilmektedir. Bazen gülüp geçmekte bazen de acaba hatalı mıyız? Diye düşünmektedir.Bu tip ailelerde, çocuk söz dinlesin diye önce yumuşak konuşurlar, sabırları zorlanınca seslerini yükseltip tehditler savurmaya başlarlar. Sonra da kendini suçlu hisseden anne diz çöküp çocuktan özür diler. Dolayısıyla da çocuk hangi davranışının tepki alacağı konusunda bir fikir geliştiremez.                                        

Tutarsız davranışlardan biri de kız-erkek çocuk ayırımıdır. Genelde erkek çocuklar kız çocuklara göre daha el üstünde tutulur, daha ayrıcalıklıdır. Bazı ailelerde ise bu durumun tersi de mümkün olmaktadır.

Büyük çocukların yetişme tarzı ile küçük çocukların yetişme tarzı arasında da farklılık görülmektedir. İLK ÇOCUKTA OTORİTER, KURALCI iken ORTANCA ÇOCUKTA BİRAZ DAHA ESNEK DAVRANILMAKTA, KÜÇÜK ÇOCUKTA ise DAHA SEVECEN ve HOŞGÖRÜLÜ olunmaktadır.KÜÇÜK ÇOCUKLARIN DAHA FAZLA KORUNDUĞU, BÜYÜK ÇOCUKLARA İSE ERKEN YAŞTA FAZLA SORUMLULUK YÜKLENDİĞİ DE diğer bir gerçek.                                 

Bazı ailelerde ise ebeveyn-çocuk arasında diğer ebeveyne yönelik koalisyonlar da olmakta bu durum da çocuğun psiko-sosyal gelişiminde sakıncalara yol açmaktadır.

MÜKEMMELLİYETÇİ ANNE-BABA TUTUMU:

  Bu tutumda, anne baba çocuklarından her şeyi beklerler,kendi gerçekleştiremedikleri şeyleri de çocuklarının gerçekleştirmesini beklerler.

YÜKSEK BAŞARI BEKLERLER, ÇOK İYİ RESİM YAPMALI, ŞARKI SÖYLEMELİ, İYİ KONUŞMALI, İYİ YÜZMELİ, KOŞMALI. LİDER OLMALI… ÖRNEK DAVRANIŞLAR SERGİLEYEN BİR ÇOCUK OLMALI.

Bu anne babalar ÇOCUKLARINI OLDUĞU GİBİ KABUL ETMEZLER, ÇOCUKLARININ KAPASİTELERİNİ ZORLARLAR, EKSİK OLAN KISIMLARINI ÖZEL DERSLERLE TELAFİ ETMEYE ÇALIŞIRLAR. ÇOCUĞA KALDIRAMAYACAĞI YÜKLER YÜKLERLER.ÇOCUĞUN YANLIŞ YAPMA HAKKI YOKTUR. ANNE BABALARIN KURALLARI ve KALIPLARI VARDIR, ÇOCUKLAR BU KURALLARA UYMAK ZORUNDADIR. KURALLARA UYMADIĞI ZAMAN ÖNCE DUYGUSAL SÖMÜRÜ “saçımı süpürge yaptım, hayırsız evlat…” İŞE YARAMAZSA FİZİKSEL ŞİDDET UYGULANMAKTADIR. Mükemmeliyetçi anne-baba tutumunda çocuklar tıpkı bir büyük gibi yetiştirilir, çocuğun arkadaşlarını bile aile seçer.Çocuk sürekli ailenin istediği kalıba uymak zorundadır.

MÜKEMMELLİYETÇİ TUTUMLA YETİŞTİRİLEN ÇOCUKLAR:

         AŞIRI TİTİZ/DAĞINIK

         ÖZGÜVENSİZ

         YANLIŞ YAPMAKTAN ÇEKİNİR

         BAŞARISIZLIK KARŞISINDA KOLAYCA HAYAL KIRIKLIĞI YAŞAR

         OKUL SIRASI HEP DERLİ TOPLU, DERS ARALARINDA ÖDEV YAPAN, GRUP ÇALIŞMALARINDAN ŞİKAYETÇİ, BİR İŞİ TAM YAPMAK İÇİN GÜNLER ÖNCESİNDE ÇALIŞMAYA BAŞLAR

SAĞLIKLI AİLE TUTUMU

SAĞLIKLI AİLE TUTUMUNDA slogan; GÜVEN VERİCİ OL, DESTEKLEYİCİ OL

Çocuğa şartsız sevgi verilir. Sorumlulukları vardır. Çocuğun uyması gereken kurallar ve sınırlar belirlenmiştir. Anne baba ve çocuk arasında sevgi ve saygıya dayanan güven verici, destekleyici bir iletişim vardır.

Sağlıklı AileTutumunda; Sevgi ve disiplin yani sınır temel öğelerdir.Bu çocuklar; Sorumluluk sahibi, çevresi ile dengeli ve uyumlu ilişkiler kurabilen,kendine güvenen, yaşamda başarıyı yakalamış insanlar olarak karşımıza çıkar. Bu çocuklar; daha özerk, daha bağımsız bir kişilik geliştirirler; kendi haklarını ve çıkarlarını koruyabildikleri gibi, işbirliği ve dayanışma içine girebilirler

SAĞLIKLI AİLE TUTUMUNDA;SEVGİ,SINIR ve SORUMLULUK çok önemlidir.

SINIRLAR NASIL KONMALI?

1.AŞAMA(Kendim ve çocuğum için ne istiyorum)Ondan neler beklediğinizi belirleyin

2.AŞAMA(Anne-Baba kurallar/sınırlar konusunda görüş birliğine varacak)

3.AŞAMA(Çocuğunuza kendisinden beklediğiniz davranışların ne olduğunu açık şekilde anlatın)

4.AŞAMA(Kurallar tutarlı bir biçimde uygulanacak ve ihlalinde yaptırımlar tutarlı biçimde uygulanacak)

SINIRLAR; *AÇIK ve NET OLMALI

         *ANLAŞILABİLİR OLMALI  

          *ÇOCUK BÜYÜDÜKÇE YENİDEN AYARLANMALI

SINIRLAR;

ÇOK KISITLAYICI olursa; Öğrenme ve sorumluluk kazanmayı engeller, İsyanı körükler

ÇOK GENİŞ olursa; Öğrenme ve sorumluluk kazanmayı engeller, Aşırı denemeyi körükler

TUTARSIZ olursa; Öğrenme ve sorumluluk kazanmayı engeller,Deneme ve isyanı körükler DENGELİ olursa;Öğrenme ve sorumluluk kazanmayı arttırır, İşbirliği yüreklendirir

AİLELERE ÖNERİLER

1-Çocuğunuza zaman ayırın.

2-Çocuğunuzla birlikte olduğunuz zaman tüm dikkatinizi ona yoğunlaştırın. Bu nedenle de, başka bir işle meşgulken değil, kendinizi rahat hissettiğinizde çocuğunuzla ilgilenerek, anne ya da baba olmanın keyfini çıkarın.

3-Çocuğu sevmek, ona bolca ve pahalı oyuncak almak değil onunla ortak faaliyetleri paylaşmak, ona zaman ayırmak, onunla oyun oynamaktır.

4-Aşağılamak, suçlamak, çocuk adına karar vermek yerine, çocuğunuzu dinleyin, gerçekten dinleyin ve bunu ona gösterin; çocuğunuzu dinlerken tv. izlemeyin, gazete okumayın, başka işlerle meşgul olmayın. Konuşurken göz teması kurun, çocuğun yüzüne bakın, aynı hizada olmaya dikkat edin.

5-Dinlendiğini düşünen çocuk kabul edildiğini, dolayısıyla sevildiğini düşünen çocuktur.

6-Göz kontağı kurarak, gülümseyerek kabul belirtisini beden diliyle pekiştirin. Böylelikle çocuk “kişiliğine saygı duyulduğunu” düşünerek iletişimini sürdürür.

7-Anne ve babasının kendisini dinlediğini gören çocuk duygularını ifade etme olanağı bulur. Aldığı tepkilerle “anlaşıldım” duygusunu yaşar. Böylelikle rahatlar.

8-Çocuğunuza karşı davranışlarınızda tutarlı olun. Kendi içinizde çelişkili davranışlarda bulunmanız ya da anne ve babanın birbiriyle çelişen biçimde davranması, çocuğu “doğruyu bulma” konusunda zorlar.

9-Çocuğunuzu başka çocuklarla karşılaştırmayın. Çocuk, anne babası tarafından önemsenmek, değerli bir insan olarak kabul edilmek ihtiyacındadır. Onun diğer çocuklarla karşılaştırılması, kendini değerli bir insan olarak görmesini engeller.

10-Çocuğunuzun yanında eşinizi asla kötülemeyin ve eleştirmeyin; eşinize olan kızgınlık, kırgınlık eleştiri içeren davranış ve sözlerini çocuklarınızın  yanında yapmayın. Kendi kırgınlığınıza çocuklarımızı ortak etmeyin. Çocuk anne babanın birbirlerini kötülemesini, eleştirmesini istemez, birbirlerini sevip beğenmesini ister.

11- Çocuklarınızla sen dili ile değil ben dili ile konuşunun

12- Çocuğunuzun olumlu yönlerini ve başarılarını ön plana çıkarın. . Bizimki çok dağınık, çok yaramaz, bizi hiç dinlemiyor teyzesi vb ifadelerle çocuğun olumsuz özelliğini yoğunlaştırmış üstelik de kendinizi de kötü hissetmiş olursunuz. Çocuğunuzu koşulsuz sevin ; başarılı olursan seni severim, istediğim gibi olursan seni severim vb ifadelerden kaçının. Çocuklarınızı koşulsuz severseniz, onlara, hem kendilerini hem de insanları koşulsuz sevmeyi öğretirsiniz.